bang bang club

BANG BANG

 

bang bang club

Merhaba,

Havalar soğudu, yaz çocukları evlere kapandı. Makineler üç kere, lensler beş kere silindi. Eski fotoğraflara bakıldı bir çoğu beğenilmeyip çöp kutusuna atıldı, vay be bu ne güzelmiş denilenler tbt yapıldı paylaşıldı. Beyaz kar baykuşu fotoğrafı çeksem ne güzel olur deyip bi balkona çıkıldı ama üşüyüp hemen içeri girildi. Snowboard yapmaya gel diyen arkadaşlara düşerim yerine ben kayak seviyorum siz gidin de denildiyse artık bir kova mısır patlatıp film izleme zamanı gelmiş demektir.

Peki ama ne izleyeceğiz ?

Bang Bang Club izlemeyenlere şiddetle tavsiye edebileceğim müthiş bir film. Hatta izleyenler için bile her yıl tekrar izlenecek , fotoğrafçılık bilgileri arttıkça yeni detaylar fark edecekleri ders niteliğinde bir başyapıt.

90’ların başı Afrika. Sıcak , sinek ve kan eksik olmayan sokaklar. Filmli makineler, prime lensler, cami önünde satılan yeleklere benzeyen bol cepli fotoğrafçı yelekleri ve bir birinden yetenekli cesur ve deli fotoğrafçılar. Film ismini bu fotoğrafçıların kurduğu ve dünyaya bu dehşet verici karelerle iç savaşı en çıplak hali ile anlattıkları fotoğraf grubunun adından alıyor.

Greg Marinovich (Ryan Phillippe), Joao Silva (Neels Van Jaarsveld), Kevin Carter (Taylor Kitsch) ve Ken Oosterbroek (Frank Rautenbach) bize film boyunca hayata ve fotoğrafçılığa dair dersler veriyor. Özellikle belgesel ve haber fotoğrafçılığına ilgi duyanlar daha filmi izlerken çantalarını toplayıp, haritadan yer bakmaya başlayabilirler.

Filmden ipuçları vermemek için kendimi zor tutuyorum. Her sahne ayrı bir hikaye ayrı bir görsel şölen olarak karşımıza çıkıyor. Özellikle  ölmek üzere olan Afrikalı çocuk ve başında bekleyen akbabanın fotoğrafını çeken Kevin Carter ın ruhsal süreci içinize işleyecek şeklide doğal ve gerçekçi anlatılmış. Ekip dünyaca ünlenip şöhretleri arttıktan sonra onlara özenip Afrikaya gelen diğer fotoğrafçıların şöhret uğruna başlarına gelenler fotoğrafçılık değil bir hayat dersi olarak bir kenara yazılmalı.

Ailece izleyeceklere bir uyarıda bulunmak isterim. Malum film süresince Afrika İç Savaşından sahneler tüm etkileyiciliği ile izleyenlerin gözü önüne seriliyor. Çoluk cocuğu geçtim bir çok yetişkinin bile zihninden uzun süre atamayacağı sahneler içerdiğini hatırlatmak isterim.

Makinelere filmler takılsın, tele lenslerle vedalaşılsın.

Tencerelere bir kaşık yağ, biraz tuz bir çay bardağı mısır koyup kapakları kapatılsın.

İyi seyirler dilerim.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir