Aynalı Fotoğraf Makinesi mi Aynasız Fotoğraf Makinesi mi?

Aynalı Fotoğraf Makinesi mi Aynasız Fotoğraf Makinesi mi?

Aynalı Fotoğraf Makinesi mi Aynasız Fotoğraf Makinesi mi? çok konuşuldu çok tartışıldı. Yeni fotoğraf makinesini aynalı mı alsak yoksa aynasız mı? Fotoğraf makineleri için eski , insanlar için yeni bir tartışma konusu oldu. Fotoğraf makineleri için eski diyorum çünkü Leica  ile 1924 te başlayan ve fotoğraf makinelerinin taşınabilir olup günlük hayata girmelerini sağlayan bir yenilik aynasız 35mm makine teknolojisi.

Mesafe ölçümü (Range Finder) ile çalışan bu makinelerde lensin gördüğü görüntü ile vizörden fotoğrafçının gördüğü görüntü farklı olduğu için kullanımı biraz zor ve tecrübeye dayalıydı. Ama taşınabilir ve sessiz oluşları çok hızlı bir şeklide tüm dünyaya yayılmalarını sağladı. Tabi bu yayılma hızına Leica lenslerin kalitesi ve Robert Capa , Henri Cartier-Bresson , Ara Güler gibi dünyanın en iyi fotoğrafçılarının aynasız (range finder) makineleri kullanması da katkı sağlamıştır.

Fotoğraf Makinesinde Aynanın İşi Ne?

Tüm bu tartışmaya konu olan aynanın makinede işi ne diye soran olabilir. Selfie çekerken yardımcı olmak yada bugün her zamankinden daha güzel daha yakışıklı olduğumuzu bir kez daha hatırlamak mı? Hayır bilemediniz. Evet çok güzelsiniz ama fotoğraf makinelerindeki ayna çok daha teknik bir sebeple orda duruyor. Aslında bir çeşit periskop görevi yapıyor. Yani lensten geçip doğrudan görüntünün kaydedileceği film yada sensöre giden ışıkları vizöre yansıtıp görmemizi sağlıyor. Kafalar biraz karışmış olabilir. Çok hızlıca fotoğraf çekebilmemiz için ışığın izlediği yolu tekrar hatırlayalım. Işık kaynağından çıkar ve çekmek isteğimiz nur yüzlü amcanın yüzünden yansıyıp makinemiz doğru gelir. Dünyanın parasını verdiğimiz , herşeyden sakındığımız lense ulaşır ve diyaframdan geçerek fotoğraf makinesinin karanlıklarına doğru ilerler işte burda ayna ile karşılaşır ve biz karar verip deklanşöre basana dek aynadan yansıyarak vizöre ordan da gözümüze gelir. Evet işte o anda biz nur yüzlü ak sakallı amcayı yada parkta gördüğümüz ender papatyayı vizörde görmüş oluruz. Herşeyi kontrol edip deklanşöre bastığımızda ise ayna bir anlığına ona ayrılan bölmeye çekilir ve ışığın yoluna devam etmesine izin verir. Işık ayarladığımız enstantane değeri kadar sürede açılıp kapanan perdeden de geçerek nihai hedefine yani sensöre ulaşır. Tabi bir anlık ta olsa biz bu arada vizörde görüntüyü göremeyiz. Ne zaman ayna saklandığı yerden çıkar ve görevine devam eder işte o zaman herşey en baştan tekrar başlar. Bu anlattıklarımız tüm aynalı (dslr ve slr) makinelerde her fotoğraf çekme anında tekrarlanır. Makineden makineye değişen ve çoğu zaman makineler arasında karar vermemize bile sebep olan deklanşör sesi de büyük çoğunlukla aynanın hareketi ve perdeden gelir. SLR yani tek lensli aynalı makinelerde (DSLR dijital olanı sistem aynı) ayna bu kadar önemli bir iş yapıyorsa aynasız biz ne yaparız telaşına düşmeyin benzer bir sistem aynasız makinelerde de çalışıyor.

Aynasızlar Geliyor

Peki neden bir çok fotoğrafçı yıllardır kullandıkları koca koca makineleri lensleri satıp el kadar aynasız makinelere geçiyor diye sorabilirsiniz. Aynasız (Mirrorless) fotoğraf makinelerinde sistem büyük çoğunlukta yukarıda anlattığımızın aynısı. Sadece vizörden baktığımızda gördüğümüz çiçek aslında gerçek değil. Yani çiçeğin gerçek görüntüsü değil. Sistemden aynayı çıkarttığımız için lensten geçen görüntü aynadan yansıyıp vizöre geleceği yerde doğrudan sensöre gidiyor. Peki biz çiçeği nasıl görüyoruz? Dijital olarak sensörde işlenen görüntü vizörün içindeki çözünürlüğü çok önemli olan küçük bir ekrana gönderiliyor. Böylece biz daha fotoğrafı çekmeden  sensör tarafından işlenmiş görüntüyü vizörde görmüş oluyoruz. Bu bir çok açıdan harika bir şey diye düşünebiliriz. Tabi her harika ve güzel şey gibi aynasız makinenin avantajları için ödememiz gereken bedeller var.

Aynasız Fotoğraf Makinesi Avantajları

Ayna , aynayı hareket ettiren mekanizma ve vizörde gerçek görüntüyü görmemizi sağlayan pentaprizma makineden çıkartıldığı için aynasız makineler aynı özellikteki akrabaları DSLR makinelerden hayli küçük gövdelere sığabiliyorlar. Bu da bize full frame 20Mp bir makineyi montun cebine atıp sokağa çıkma şansı tanıyor (tabi küçük bir manuel focus lens ile ). Uzun yürüyüşler için de kesinlikle çok önemli bir konu olan ağırlık aynasız makinelerde (lense bağlı olarak değişmekle birlikte) neredeyse 3te1 azalıyor. Ekipman çantaları küçülüyor ve hareket imkanları oldukça artıyor.

Benim en sevdiğim özelliği ise neredeyse şimdiye kadar üretilmiş tüm lensleri adaptör yardımıyla aynasız makinelerde kullanabiliyor olmamız. Dayınızdan kalan Zenit makinenin lensini 60-70 liraya alabileceğiniz bir adaptör ile yeni aynasız makinenizde kullanmak gerçekten çok keyifli oluyor. Ayrıca manuel focus (otomatik netleme yapmayan) çok kaliteli eski lensleri uygun fiyatlarla bulup kullanma şansınız da var. Bu DSLR makinelerde de yapılıyor diyebilirsiniz ama maalesef tüm lensler için geçerli değil ve çoğu zaman taktığınız lensi gerçek odak uzaklığında kullanmak pek mümkün olmuyor.

Aynasız Fotoğraf Makinesinde Nelerden Vazgeçmemiz Gerekiyor ?

Hafifliği , küçük oluşu ve daha çekmeden fotoğrafın son halini vizörden görüyor olmamız harika özellikler. Tabi bunları kazanırken vazgeçmemiz gereken çok önemli özelliklerden söz etmenin zamanı geldi. Ayna vizöre görüntüyü yansıtırken Newton dan bu yana bilinen basit fizik kuralları dışında hiç bir çaba harcamıyor. Yani sensörün yaptığı gibi görüntüyü işleyip elektronik vizör ekranına (evf) gönderip pilden enerji harcamıyor. Aynasız makinelerin en alışamadığım özelliği pil canavarı olmaları. Vizörden baktığınız her saniye pilin ömürden yerken DSLR lerde sadece fotoğraf çekim anında enerji harcanıyor ve bu da günlerce pili doldurmadan kullanabilmeniz demek. Evf (elektronik vizör) ise gün geçtikçe gelişen bir teknoloji. İlk kullandığım eski model aynasız makinelerde gerçekten çok yavaş ve düşük kaliteli görüntü veren vizörler vardı. Bu da fotoğraf çekme zevkini azaltan ve isteğiniz anı yakalamanızı zorlaştıran bir durumdu.

Sonuç olarak; Senelerdir DSLR kullanan profesyoneller bile yavaş yavaş aynasızlara geçiyor ya da gündelik makine olarak birer aynasız makine ediniyorlarken yeni makine alacakları gerçekten zor bir karar bekliyor. Pil ömürleri büyük ve profesyonel gözüken gövdeleri ve tabi ki gerçek görüntü veren vizörleri ile DSLR’ler her zaman varlıklarını sürdürecek ama aynasız makineler de hafif ve teknolojik gövdeleri ile kendileri kanıtlamış durumdalar. Benim gibi eski hayranı bir adamsanız ve vintage lenlerin tamamını kullanmak gibi bir avantajı değerlendirmek isterseniz mutlaka bir aynasız makine edinmelisiniz.

Saygılar.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir